Randevu AlOnline & ücretsiz
Tıbbi Doğruluk Beyanı Klinik Ekip Tarafından Onaylandı
İnceleme Kapsamı

Bu içerik tıbbi doğruluk, güncel kılavuzlara uyumluluk ve hasta güvenliği açısından uzman denetimine tabi tutulmuştur.

Kaynak Temeli

Güncel bilimsel literatür ve ulusal klinik kılavuzlar ile merkez içi pratik bilgi birleştirilerek hazırlanmıştır.

Op. Dr. Erbay Demir
Uzm. Dr. Emine Kavas
Op. Dr. İmran Dalkılıç
+9
Sana Tıp Merkezi Uzman EkibiKBB · Dahiliye · Göz · Kadın Doğum · Ortopedi
Randevu Al
İçindekiler

“Son zamanlarda çok susuyorum, sürekli su içiyorum ama yine de ağzım kuru. Geceleri tuvalete kalkıyorum, bir türlü dinlenemiyorum.” Polikliniğimizde 40 yaş üstü hastalardan en sık duyduğumuz ifadelerden biri budur. Çoğu zaman bu şikayetler “yaşa bağlı” sayılarak erteleniyor. Oysa bu tablonun arkasında yıllarca sessiz biçimde ilerlemiş bir Tip 2 diyabet olabilir. Türkiye’de her sekiz yetişkinden birinin diyabetli olduğu, bu kişilerin önemli bir bölümünün ise henüz tanı almadığı bilinmektedir. İstanbul Sultanbeyli ve çevre ilçelerde yaşayan birçok birey için Tip 2 diyabet, fark edilmeden ilerleyen ancak zamanında müdahaleyle yaşam kalitesi korunabilen kronik bir hastalıktır. Bu rehberde Tip 2 diyabetin ne olduğunu, hangi belirtilerle ortaya çıktığını, nasıl tanı konduğunu ve yaşam boyu nasıl yönetileceğini hasta odaklı bir bakışla ele alıyoruz.

Tip 2 Diyabet Nedir?

Tip 2 diyabet; vücudun ürettiği insülin hormonunu yeterince etkili kullanamadığı, zaman içinde insülin üretiminin de azaldığı kronik bir metabolik hastalıktır. Pankreas tarafından salgılanan insülin, yediğimiz besinlerden gelen şekerin (glukozun) hücrelere taşınmasından sorumludur. Tip 2 diyabette hücreler insüline karşı bir tür “duyarsızlık” geliştirir. Buna tıp dilinde insülin direnci denir. Vücut başlangıçta bu direnci aşmak için daha fazla insülin salgılar, ancak yıllar içinde pankreas yorulur ve kan şekerini normal sınırlarda tutamaz hale gelir.

Hastalık genellikle 40 yaş sonrası başlar; ancak son yıllarda obezite ve hareketsiz yaşam tarzının yaygınlaşmasıyla birlikte daha genç yaşlarda da sıklıkla görülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre küresel ölçekte diyabetli birey sayısı son kırk yılda dört kattan fazla artmıştır. Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği’nin TURDEP-II çalışması, ülkemizde yetişkin nüfusun yaklaşık %13,7’sinin diyabetli olduğunu ortaya koymaktadır.

Tip 2 diyabetin sinsi yapısı, çoğu zaman kişinin uzun yıllar farkına varmadan yaşamasıyla kendini gösterir. Hastaların bir bölümü, tanıyı ancak farklı bir nedenle yapılan kan tahlilinde ya da hipertansiyon, görme bozukluğu, ayak yarası gibi bir komplikasyon aşamasında almaktadır. Bu nedenle erken tarama ve düzenli kontrol, yalnızca tedavi başarısı için değil, hastalığın seyrini değiştirmek için de belirleyicidir.

Tip 1 ve Tip 2 Diyabet Arasındaki Fark Nedir?

Diyabet tek bir hastalık değildir; farklı mekanizmalarla ortaya çıkan birden fazla tipi vardır. Hasta yakınlarında en çok karışıklık yaratan ayrım Tip 1 ve Tip 2 arasındaki farktır.

  • Tip 1 diyabet, bağışıklık sisteminin pankreastaki insülin üreten hücrelere zarar verdiği otoimmün bir hastalıktır. Genellikle çocukluk veya genç erişkinlik döneminde başlar. Hastanın ömür boyu dışarıdan insülin almasını gerektirir.
  • Tip 2 diyabet ise insülin direnci ve göreceli insülin yetersizliği üzerine kurulu bir tablodur. Genellikle yetişkinlerde görülür, sıklıkla obezite ve metabolik sendromla birlikte ilerler. Tedavinin merkezinde yaşam tarzı değişiklikleri ve ağızdan alınan ilaçlar yer alır; hastaların bir kısmı ileri dönemde insülin tedavisine geçer.

İki hastalığın belirtileri benzese de oluş mekanizmaları, başlangıç yaşı ve tedavi yaklaşımı belirgin biçimde farklıdır. Doğru ayırımın yapılması, tedavi başarısı için ilk ve en kritik adımdır.

Tip 2 Diyabet Belirtileri Nelerdir?

Tip 2 diyabet, belirtileri uzun süre net biçimde göstermeyebilir. Bu yüzden “sessiz hastalık” olarak da anılır. Hastaların önemli bir bölümü tanıyı yıllarca sonra alır. Buna karşın belirtilerin tanınması, vakit kaybetmeden hekime başvurma açısından önem taşır.

En sık karşılaşılan belirtiler şunlardır:

  • Sık idrara çıkma (poliüri): Özellikle gece tuvalete kalkma sıklığında belirgin artış
  • Aşırı susama (polidipsi): Bol miktarda su içmeye rağmen ağız kuruluğunun geçmemesi
  • Açıklanamayan kilo kaybı: İştahta artış olmasına rağmen kiloda gerileme
  • Sürekli yorgunluk: Dinlenmeye rağmen geçmeyen halsizlik hissi
  • Bulanık görme: Yüksek kan şekerinin göz merceğindeki etkisine bağlı görme keskinliği bozuklukları
  • Yaraların geç iyileşmesi: Özellikle ayak ve bacak bölgesindeki küçük kesik veya çiziklerin uzun sürede kapanması
  • Ellerde ve ayaklarda karıncalanma: Sinir hasarının erken belirtisi olarak değerlendirilen uyuşukluk veya yanma hissi

Bu belirtilerden bir veya birkaçı uzun süredir devam ediyorsa, açlık kan şekeri ve HbA1c testi için bir Dahiliye uzmanına başvurmanız önerilir.

Acil Uyarı: Çok yüksek kan şekeri düzeyleri yaşamı tehdit eden bir tablo olan diyabetik ketoasidoz (DKA) ya da hiperozmolar hiperglisemik duruma yol açabilir. Aşağıdaki belirtilerde vakit kaybetmeden acil servise başvurun:

  • Derin ve hızlı solunum, nefeste aseton (meyve) kokusu
  • Şiddetli karın ağrısı, sürekli kusma
  • Aşırı uyku hali, bilinç bulanıklığı veya bayılma
  • Ağız kuruluğu ile birlikte ileri düzeyde halsizlik

Tip 2 Diyabet Risk Faktörleri

Tip 2 diyabet; genetik yatkınlık ile çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığı çok bileşenli bir hastalıktır. Risk faktörlerinin tanınması, koruyucu yaklaşımın temelini oluşturur.

Başlıca risk faktörleri:

  • Yaş: 45 yaş üzerinde risk belirgin biçimde artar
  • Aile öyküsü: Birinci derece akrabalarda (anne, baba, kardeş) diyabet bulunması
  • Fazla kilo ve obezite: Özellikle bel çevresi yağlanması (visseral obezite)
  • Hareketsiz yaşam: Düzenli fiziksel aktivite eksikliği
  • Hipertansiyon (yüksek tansiyon): Kan basıncının kronik olarak yüksek seyretmesi
  • Dislipidemi: Yüksek kolesterol veya trigliserit düzeyleri
  • Gestasyonel diyabet öyküsü: Gebelikte diyabet geçirmiş olmak veya 4 kg üzerinde bebek doğurmuş olmak
  • Polikistik over sendromu (PKOS): Kadınlarda insülin direncini artıran hormonal bir tablo

Risk faktörlerinden birkaçını taşıyan bireylerin, belirti olmasa dahi yıllık kontrollerinde HbA1c ve açlık kan şekeri testlerini ihmal etmemesi önerilir.

Tip 2 Diyabet Nasıl Teşhis Edilir?

Tip 2 diyabet tanısı, kan tahlillerine dayanır ve bu konuda uluslararası standartlar oldukça nettir. Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği’nin yayımladığı tanı kriterleri, Amerikan Diyabet Derneği (ADA) ve WHO ile paralel biçimde aşağıdaki testlere dayanmaktadır.

Açlık Plazma Glukozu (AKŞ)

En az 8 saatlik açlık sonrası ölçülen kan şekeri değeridir. Sonuç yorumu genel olarak şu şekildedir:

  • 70–99 mg/dL: Normal sınırlar
  • 100–125 mg/dL: Bozulmuş açlık glukozu (prediyabet)
  • 126 mg/dL ve üzeri: Diyabet (farklı bir günde tekrarlanması gerekir)

HbA1c (Glikozillenmiş Hemoglobin)

Son 2-3 aydaki ortalama kan şekeri düzeyini yansıtan bir testtir. Açlık gerektirmez. Genel sınıflama şöyledir:

  • %5,7 altı: Normal
  • %5,7–6,4 arası: Prediyabet
  • %6,5 ve üzeri: Diyabet

Oral Glukoz Tolerans Testi (OGTT)

75 gram glukoz içeren bir solüsyonun içilmesinin ardından, 2. saatte ölçülen kan şekeri değerlendirilir. 200 mg/dL ve üzeri sonuçlar diyabet tanısını destekler. Özellikle gestasyonel diyabet taramasında ve sınırda değerlere sahip bireylerde sıklıkla kullanılır.

Rastgele Plazma Glukozu

Açlık durumu gözetilmeksizin alınan kan örneğinde 200 mg/dL ve üzeri değer, klasik diyabet belirtileriyle birlikte tanı koydurucu kabul edilir.

Dahiliye Birimimizden: Tek bir yüksek kan şekeri ölçümü her zaman diyabet tanısı için yeterli sayılmaz. Polikliniğimizde değerlendirdiğimiz hastaların önemli bir bölümünde tanı, farklı günlerde tekrarlanan testler ve HbA1c ile birlikte yorumlanarak konulur. Stres, akut enfeksiyon ya da bazı ilaçların geçici olarak kan şekerini yükseltebileceği unutulmamalıdır.

Tip 2 Diyabet Tedavisi: Yaşam Tarzı, İlaç ve İnsülin

Tip 2 diyabet tedavisi, tek bir ilaca veya tek bir adıma dayanmaz. Başarılı bir tedavi planı; yaşam tarzı düzenlemeleri, ilaç tedavisi, düzenli takip ve hasta eğitiminin bir araya geldiği bütüncül bir yaklaşımdır. Tedavinin temel hedefi yalnızca kan şekerini düşürmek değildir. Aynı zamanda kalp-damar sağlığını korumak, böbrek ve göz gibi hedef organları komplikasyonlardan uzak tutmak ve hastanın yaşam kalitesini artırmaktır.

1. Yaşam Tarzı Değişiklikleri

Tedavinin ilk basamağı ve en güçlü temelidir. Tip 2 diyabet tanısı yeni konmuş, hafif ve orta düzeyde kan şekeri yüksekliği bulunan bireylerde; sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve kilo yönetimi ile kan şekerinde belirgin iyileşmeler sağlanabilir. Bazı hastalarda yaşam tarzı değişiklikleri tek başına da uzun süre yeterli olabilmektedir.

2. Oral Antidiyabetik İlaçlar

Yaşam tarzı değişiklikleri yeterli olmadığında ya da tanı sırasında HbA1c değeri yüksekse hekiminiz size ağızdan alınan diyabet ilaçlarını önerebilir. Metformin başta olmak üzere SGLT-2 inhibitörleri, GLP-1 reseptör agonistleri, DPP-4 inhibitörleri ve sülfonilüreler gibi farklı etki mekanizmalarına sahip ilaç grupları bulunmaktadır. İlaç seçimi; hastanın yaşı, eşlik eden hastalıkları (kalp yetmezliği, böbrek hastalığı), HbA1c düzeyi ve kilo durumu gibi pek çok faktöre göre kişiye özel olarak yapılır.

3. İnsülin Tedavisi

Hastalığın ileri dönemlerinde, pankreasın insülin üretimi belirgin biçimde azaldığında ya da oral ilaçlarla hedef değerlere ulaşılamadığında insülin tedavisi devreye girer. İnsülin tedavisi başlandığında “diyabet kötüleşti” yorumu yaygın olsa da bu, hastalığın doğal seyriyle ilgili bir geçiştir. Doğru zamanlama ile başlanan insülin, komplikasyonları geciktirebilir.

Sana Tıp Merkezi Dahiliye Birimi, Tip 2 diyabetli bireylerin kişiye özel tedavi planlarının oluşturulması, ilaç dozlarının düzenlenmesi ve uzun vadeli takibi konusunda kapsamlı hizmet sunmaktadır. Tedavi planınız hakkında bilgi almak için online randevu sistemimizden kolayca başvuru yapabilirsiniz.

Beslenme ve Egzersiz: Tedavinin Temel Sütunları

Tip 2 diyabet yönetiminde beslenme, sıklıkla “ilaca eş değer” görülen bir tedavi bileşenidir. Her hasta için aynı diyet listesi geçerli olmaz. Yaşa, kiloya, fiziksel aktivite düzeyine, eşlik eden hastalıklara ve kişisel tercihlere göre kişiye özel beslenme planı oluşturulması esastır.

Diyabet dostu beslenmenin genel ilkeleri şöyle özetlenebilir:

  • Tabağın önemli bir bölümünü sebzelere ayırmak
  • Tam tahıllı, lif içeriği yüksek karbonhidratları tercih etmek
  • Şekerli içecekleri ve işlenmiş gıdaları büyük ölçüde sınırlamak
  • Sağlıklı yağ kaynaklarını (zeytinyağı, balık, ceviz) günlük plana dahil etmek
  • Öğün saatlerini düzenli hale getirmek; uzun süreli açlıklardan kaçınmak

Egzersiz tarafında ise haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta aerobik aktivite (örneğin tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklet) ve haftada 2-3 gün kuvvet çalışması önerilmektedir. Hareketin sadece kan şekerini düşürmediği, aynı zamanda insülin duyarlılığını artırdığı ve kardiyovasküler riski azalttığı bilinmektedir.

Beslenme ve Diyetetik Birimimizden: Polikliniğimizde “diyet” kelimesi çoğu hastada kısıtlama, yasak ve mutsuzluk çağrıştırıyor. Oysa Tip 2 diyabet beslenmesinin temeli yasak değil, denge üzerine kuruludur. Sevdiğiniz Türk mutfağı yemeklerinin önemli bir bölümü; porsiyon kontrolü, doğru pişirme yöntemi ve uygun yan tabaklarla diyabet tedavinizin parçası olabilir.

Bireysel beslenme planınızı oluşturmak için Sana Tıp Merkezi Beslenme ve Diyetetik Birimi diyetisyenlerinden destek alabilirsiniz.

Tip 2 Diyabetin Uzun Vadeli Komplikasyonları

Kan şekerinin uzun yıllar boyunca yüksek seyretmesi, vücudun küçük ve büyük damarlarında kalıcı hasar yaratabilir. Bu hasar; sıklıkla göz, böbrek, sinir sistemi ve kalp-damar sistemini etkiler. Erken tanı ve düzenli kontrol, bu komplikasyonların önemli bir bölümünü geciktirebilir veya hafifletebilir.

Diyabetik Retinopati

Yüksek kan şekeri retinanın küçük damarlarına zarar verebilir. Tedavi edilmediğinde görme kaybına kadar ilerleyebilen bir tablodur. Diyabetli bireylerin her yıl bir göz hekimi tarafından retina muayenesinden geçirilmesi önerilir. Sana Tıp Merkezi Göz Hastalıkları Birimi, diyabetli hastaların retina takibini sistematik biçimde yürütmektedir.

Diyabetik Nefropati

Böbreklerin filtre işlevinin bozulması anlamına gelir. Erken evrede idrarda mikroalbümin (küçük miktar protein) görülür. Düzenli kan ve idrar testleri ile böbrek fonksiyonu izlenebilir.

Diyabetik Nöropati

Sinir hasarı; en sık ayak ve bacaklarda karıncalanma, yanma, uyuşukluk ve ağrı şeklinde kendini gösterir. Hisslerin azalması, küçük yaraların fark edilmemesine ve diyabetik ayak yarası gelişmesine zemin hazırlayabilir.

Kardiyovasküler Hastalıklar

Tip 2 diyabet; koroner arter hastalığı, kalp krizi ve inme riskini belirgin biçimde artırır. Bu nedenle kan şekeri kontrolünün yanı sıra tansiyon ve kolesterol yönetimi de tedavinin ayrılmaz parçalarıdır.

Diyabetik Ayak

Sinir hasarı ve damar hasarının birlikte yarattığı bir tablodur. Küçük bir kesik bile ciddi enfeksiyonlara dönüşebilir. Düzenli ayak muayenesi, uygun ayakkabı seçimi ve günlük ayak bakımı koruyucu uygulamaların temelini oluşturur.

Tip 2 Diyabet Önlenebilir mi?

Tip 2 diyabet, büyük ölçüde önlenebilir ya da geciktirilebilir bir hastalıktır. Uluslararası geniş ölçekli çalışmalar (DPP, Finnish Diabetes Prevention Study), prediyabetli bireylerde yaşam tarzı değişiklikleriyle diyabet gelişme riskinin yaklaşık %58 oranında azaltılabileceğini göstermiştir.

Önleyici adımların temelinde şunlar yer alır:

  • Vücut ağırlığının yönetimi: Fazla kilolu bireylerde mevcut kilonun %5-10 oranında azaltılması
  • Düzenli fiziksel aktivite: Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz
  • Dengeli beslenme: Lifli gıdaların artırılması, şeker ve işlenmiş ürünlerin sınırlandırılması
  • Sigara kullanımının bırakılması
  • Düzenli sağlık kontrolü: Risk grubundaki bireylerde yıllık HbA1c ve açlık kan şekeri takibi

Henüz tanı almamış birçok birey için en güvenilir yol, düzenli check-up sürecidir. Sana Tıp Merkezi Check-Up Programları, yaş ve risk durumuna göre yapılandırılmış paketlerle diyabet ve metabolik sendrom taramasını kapsamaktadır.

Hangi Branşa Başvurulmalı?

“Şeker hastalığı şüphesinde hangi doktora gideceğim?” sorusu sıklıkla karşımıza gelen bir karmaşadır. Kuralın özü şudur: Tip 2 diyabetin tanı ve takibinde birincil branş Dahiliye (İç Hastalıkları) uzmanlığıdır. Karmaşık vakalarda Endokrinoloji uzmanlığına yönlendirme yapılabilir.

Çok branşlı yapısıyla Sana Tıp Merkezi’nde Tip 2 diyabet sürecinde şu birimler birlikte çalışır:

  • Dahiliye: Tanı, ilaç tedavisinin başlanması, HbA1c takibi
  • Beslenme ve Diyetetik: Kişiye özel beslenme planı ve kilo yönetimi
  • Göz Hastalıkları: Yıllık retina muayenesi
  • Radyoloji: Eşlik eden hastalıkların görüntüleme tetkikleri
  • Check-Up Birimi: Yıllık kapsamlı sağlık değerlendirmesi

Bu çok branşlı yaklaşım, hastanın aynı çatı altında bütüncül bir takip almasını sağlar.

Sık Sorulan Sorular

Tip 2 diyabet tamamen iyileşir mi?

Tip 2 diyabet kronik bir hastalıktır ve günümüz tıbbı bu hastalığı tamamen ortadan kaldıran bir tedavi sunmamaktadır. Ancak özellikle erken evrede tanı alan, kilo verebilen ve yaşam tarzı değişikliklerini sürdürebilen bazı bireylerde hastalık uzun süreli “remisyon” olarak adlandırılan bir döneme girebilir. Bu durumda kan şekeri ilaçsız olarak normal sınırlarda kalabilir; ancak düzenli takip yine de gereklidir.

HbA1c değeri kaç olmalı?

HbA1c hedefi her hasta için farklılık gösterir. Genel popülasyonda %7’nin altı yaygın bir hedef olarak kabul edilse de yaşa, eşlik eden hastalıklara ve hipoglisemi riskine göre bu değer değişebilir. Bireysel hedefiniz için Dahiliye uzmanınızla görüşmeniz en doğru yaklaşımdır.

Tip 2 diyabet için hangi yiyeceklerden uzak durmalıyım?

“Tamamen uzak durulması gereken” yiyecek listesi yerine “sınırlandırılması ve doğru zamanda tüketilmesi gereken” gıda anlayışı daha güncel ve sürdürülebilir bir yaklaşımdır. Şekerli içecekler, beyaz unlu hamur işleri, kızartmalar ve hazır işlenmiş gıdalar miktarı kısıtlanması önerilen başlıca grup olarak öne çıkar. Bireysel plan için diyetisyen desteği almanız önerilir.

Tip 2 diyabette spor yapabilir miyim?

Çoğu Tip 2 diyabetli birey için düzenli egzersiz yalnızca güvenli değil, tedavinin temel parçasıdır. Ancak ileri evre kalp hastalığı, ciddi retinopati veya ayak yarası bulunan bireylerde egzersiz programı hekim onayıyla planlanmalıdır. Yürüyüş, yüzme ve bisiklet gibi düşük etkili aktiviteler genel olarak önerilir.

Özel sağlık sigortam diyabet tedavisini karşılar mı?

Birçok özel sağlık sigortası diyabet tanı ve takibini, kullanılan ilaçlara ve poliçe kapsamına göre değerlendirmektedir. Sigorta detayları ve istisnalar şirketten şirkete farklılık göstereceği için randevu öncesinde kendi sigortanızla iletişime geçmenizi öneririz. Sana Tıp Merkezi birçok özel sağlık sigortasıyla anlaşmalı olarak hizmet vermektedir.

Sultanbeyli’de Tip 2 diyabet takibi için randevuyu nasıl alabilirim?

Sultanbeyli ve Anadolu Yakası’nda yaşayan bireyler, Sana Tıp Merkezi Dahiliye Birimi üzerinden Tip 2 diyabet tanı ve takip sürecini başlatabilir. Online randevu sistemimizden ya da 0216 496 10 10 numaralı hattımızdan dilediğiniz zaman randevu oluşturabilirsiniz.

Tip 2 Diyabette Erken Adım Hayat Kurtarır.

Tip 2 diyabetin en zorlayıcı tarafı, çoğu zaman sessiz seyrederek “fark edilmeden ilerlemesidir”. Ancak güçlü tarafı da en az bu kadar nettir: erken tanı konduğunda hastalığın seyri büyük ölçüde değiştirilebilir. Yaşam tarzı değişiklikleriyle, doğru ilaç seçimiyle ve düzenli takiple birlikte; hem kan şekeri kontrol altında tutulabilir hem de göz, böbrek, kalp gibi hedef organlar yıllar boyunca korunabilir.

Eğer yukarıda sıralanan belirtilerden herhangi birini yaşıyorsanız ya da risk faktörlerinden birini taşıyorsanız, kontrol için bir şikayetin ağırlaşmasını beklemeniz gerekmez. Kan tahlili kısa süren, basit ve oldukça bilgi verici bir adımdır. Erken teşhis, uzun vadeli komplikasyonların önüne geçmenin en güçlü yoludur.

Sultanbeyli’de Tip 2 Diyabet için Sana Tıp Merkezi

Sana Tıp Merkezi, İstanbul Sultanbeyli’de faaliyet gösteren çok branşlı yapısıyla Tip 2 diyabet tanı ve takibini tek bir çatı altında sunmaktadır. Dahiliye Birimi’nde deneyimli iç hastalıkları uzmanlarımız; HbA1c ve açlık kan şekeri başta olmak üzere tüm tanı ve takip testlerini koordineli biçimde planlamaktadır. Bireysel ihtiyaca göre Beslenme ve Diyetetik, Göz Hastalıkları, Radyoloji ve Check-Up birimlerimiz aynı süreç içinde devreye girebilmektedir.

Sultanbeyli, Pendik, Ümraniye, Kartal ve Tuzla başta olmak üzere İstanbul Anadolu Yakası ilçelerinden kolayca ulaşılabilen merkezimizde modern laboratuvar altyapısı, ileri görüntüleme olanakları ve hasta odaklı takip protokolleriyle bütüncül bir diyabet yönetimi sağlanmaktadır. Diyabet, doğru takiple birlikte sağlıklı bir yaşamın önündeki engel olmaktan çıkar; yönetilebilir bir kronik durum haline gelir.

Birçok özel sağlık sigortasıyla anlaşmalı olan merkezimizde, sigortanız kapsamında hizmet alıp alamayacağınızı öğrenmek için randevu öncesinde ekibimizle iletişime geçebilirsiniz. Tip 2 diyabet kontrolü, HbA1c testi veya genel sağlık değerlendirmesi için online randevu sistemimizden ya da 0216 496 10 10 numaralı hattımızdan randevunuzu kolayca oluşturabilirsiniz.

Sağlık Bilgi Notu

Bu içerik, Sana Tıp Merkezi uzman hekim kadrosu tarafından güncel tıbbi literatür ve klinik deneyim doğrultusunda hazırlanmıştır. Yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımakta olup tıbbi tavsiye niteliği taşımaz. Bireysel değerlendirme için uzman hekimlerimizle randevu almanız önerilir.

Konumumuz
Sultanbeyli / İstanbul

Sana Tıp Merkezi

Hasanpaşa Mh. Fatih Bulvarı No:47
Sultanbeyli / İstanbul


Yakın İlçeler Randevu Al

Hft–Cum: 09:00–17:30 · Cmt: 09:00–14:00

Acil Servis 7/24